TÜRKÇE KAYNAK SİTESİ - SÜLEYMAN GÜRSOY
 
  ANA SAYFA
  VİDEOLAR
  Yazı-Şiir
  Okulumuzdan Görüntüler
  Sözcükte Anlam
  Cümlede Anlam-1
  Cümlede Anlam-2
  Paragrafta Anlam
  Ses Bilgisi
  BÜyük Harflerin Kullanımı
  Bileşik Sözcüklerin Yazımı
  İkilemeler
  Sözcükte Yapı
  Yazım Kuralları
  Noktalama İşaretleri
  ADLAR
  İsim Tamlamaları
  SIFAT
  ZAMİR
  BELİRTEÇ
  EDAT(İLGEÇ)
  BAĞLAÇ
  Eylemler
  Eylemde Yapı
  Ek eylem
  Eylemsiler
  Eylemde Çatı
  Cümlenin Ögeleri
  Cümle Çeşitleri
  Anlamlarına Göre Cümleler
  Cümlede Yapı
  Anlatım Bozukl.1
  Anlatım Bozukl.2
  Anlatım Biçimleri
  Söz Sanatları
  100 Temel Eser (İlköğr.)
  Atatürk Köşesi
  8A
  8B
  8C
  7A
  7C
Anlatım Bozukl.2
CÜMLE DÜZEYİNDE ANLATIM BÖZUKLUKLARI

11.ÖZNE EKSİKLİĞİ YA DA YANLIŞLIĞI
Cümlede özne olmayacak bir sözün özne olarak kullanılması veya öznenin gerekli olduğu halde kullanılmaması bu yanlışa neden olur. Özellikle sıralı cümlelerde; ortak olmayan öznenin ortakmış gibi kullanılması, bu tür yanlışlıklara neden olur.
Kimse geri zekalı olmadığına göre öğrenebilir.
Çamura taş atma, sonra üzerine sıçrar.
Herkes gitti; biraz olsun yardım etmedi.
Kimse konuşmasın; hemen sıraya girsin.
Herkes kapının önünde toplansın, bir yere ayrılmasın.
Bu tür programların kalitesi düşüyor, izlenmez oluyor.
Soruyu çözemedi; çünkü çok zordu.
Kimse geri zekalı olmadığına göre öğrenebilir.
Hepimizin gözleri yaşlıydı, ağzını bıçak açmıyordu.
O gün sokakta kimse kalmamıştı, eve kapanmıştı.
Herkes onu görmek istemiyordu.
Bu tür dergilerin sayısı azalıyor, okunmaz oluyor.
Pınar’ın okulu bitmiş, iyi bir işe girmişti.
Kimse uyarılarıma kulak asmadı; istediği gibi ders çalıştı.
Bu köyde kargaşa yok artık; tersine huzura kavuşmuştur.
Irmağın yolu değiştirilerek denize akıtıldı.
Atatürk’ün parmağı, Akdeniz’i gösteriyor ve ordulara haykırıyordu.
Kapıya iriyarı bir adam koymuşlar, kimseyi geçirmiyor.
O yaşlı adam kapısını çalan herkese yardım eder eli boş çevirmezdi.
Çocuğun kolu kırılmıştı, bu yüzden derste not tutmuyordu.
Öğretmenlerin bir günü nasıl geçer, hangi koşullarda çalışırlar?
Bu tür kitapların basımı yapılmıyor, okunmuyor çünkü.
Hiç kimse ona gerçeği anlatmamış; onu yalan yanlış sözlerle oyalamıştı.
UYARI:Sıralı ve bağlı cümlelerde birbirini izleyen iki yargının öznesi ortak değilse, ya özneler ayrı ayrı belirtilmeli ya da yargılar ortak özne alabilecek hale geçirilmelidir. Bu durum yan cümleciği olan cümleler için de geçerlidir. Cümle, yan yargının öznesi ve temel yargının öznesi tarafından da kontrol edilmelidir.
UYARI:Geçişsiz- edilgen çatılı cümlelerde özne kullanılmaz. Bu, anlatım bozukluğuna yol açmaz.
 -Yıllarca bu yoldan gidildi.
 -Anlatılan fıkraya uzun süre gülündü.
 
12.1. ÖZNE-YÜKLEM UYGUNLUĞU
Özne ile yüklem arasında tekillik – çoğulluk ve kişi bakımından bir uygunluk vardır.Yani uygunluğa iki açıdan bakılır.
A)TEKİLLİK –ÇOĞULLUK BAKIMINDAN UYGUNLUK:
Özne tekilse yüklem de tekil olur. Özne çoğulsa yüklem de çoğul olur.
Bazı cümlelerde özne tekil olduğu halde saygı, nezaket, alay, sitem bildirmek amacıyla yüklem çoğul olabilir.
Bakan Bey birazdan gelirler. (saygı)
Hanımefendi sonunda uyanabildiler. (alay)
Beyefendi ne zaman çalışacaklar acaba!
Buraya kadar geldiği halde, bizi sorma gereğini duymadılar. (sitem)
Dostumuz sonunda bizi hatırlayabilmişler.
Övünmek ya da alçak gönüllülük göstermek amacıyla; özne birinci kişi olduğu halde, yüklemle birlikte çoğullanabilir:
Biz görevimize vaktinde geliriz.
O tür dedikoduları duymayız.
İsterseniz beni de yanınıza alabilirsiniz.
Organ adları çoğul özne olduğunda yüklem tekil kalır:
Ellerim tutmuyorlar.
Gözlerim, artık eskisi gibi görmüyorlar.
Ayaklarım bu hantal gövdeyi taşımıyorlar artık.
Özne, insan dışındaki varlık adıysa, çoğul eki almış olsa bile yüklem tekil olur:
Çiçekler sulandılar.
Ağaçlar yanmaya başladılar.
Kuşlar uzun süre ötüştüler.
Bu çiçekler gerçekten çok güzel kokuyorlar.
Eylem adları çoğul özne olduğunda yüklem tekil olur:
Koşuşmalar başladılar.
Gülüşmeler bir türlü dinmiyorlardı.
Zaman adları çoğul özne olduğunda yüklem tekil olur:
Günler bir türlü geçmek bilmiyorlardı.
Dakikalar geçmiyorlardı.
Soyut kavramların çoğul özne olduğu cümlelerde yüklem tekil olur:
Düşünceler, bir süre tartışıldılar.
Düşlerim gerçek oldular.
Nicelik bildiren belgisiz zamirlerin özne olduğu cümlelerde yüklem tekil olur.
Birçoğu dersi dinlemiyorlardı.
Hiçbiri başarı gösteremediler.
Sayı sıfatları ve topluluk adları özne olduğunda yüklem tekil olur:
İki işçi akşama kadar çalıştılar.
Aile tatile çıktılar.
Bir cümlede özne olarak kullanılan belgisiz zamir, çoğul iyelik eki alırsa cümlenin yüklemi üçüncü tekil kişi de olabilir:
Bazılarımız ayakkabı giymemişti.
İnsanlardan oluşan toplulukların özne olduğu cümlelerde yüklem tekil de olabilir, çoğul da...
Öğrenciler dışarı çıktı. / Öğrenciler dışarı çıktılar.
Avukatlar savunmak istememiş. / Avukatlar savunmak istememişler.
UYARI: Kişileştirilen insan dışındaki varlık ya da kavramlar, çoğul özne olduklarında yüklem tekil de olur çoğul da:
    Menekşeler külahlarını çıkardı. / Menekşeler külahlarını çıkardılar.
    Bulutlar tebessüm etti. / Bulutlar tebessüm ettiler.
    Fikirler, arkalarında kendi kalabalığını isterler.
    Fikirler, arkalarında kendi kalabalığını ister.
Yüklemi “var, yok” sözcükleri olan cümlelerde özne çoğul da olsa yüklem tekil olur.
   Okulda arkadaşlarım var.
   O zaman kitaplarım yoktu.
 B) KİŞİ BAKIMINDAN UYGUNLUK:
Özne kaçıncı kişiyse, yüklem de aynı kişiye göre çekimlenir:
     Ben bu soruyu çözebilirim. (Özne ve yüklem 1. kişi)
     Siz gidecek misiniz? (Özne ve yüklem 2. tekil kişi)
     Biz biliriz. (Özne ve yüklem 1. çoğul kişi)
Birden fazla kişinin özne olması durumunda, aşağıdaki tabloda gösterilen uygunluk aranır:
     ÖZNE                YÜKLEM
     BEN—SEN             BİZ       Ben ve sen okuduk.     (BİZ)
     BEN—O                  BİZ        Ben ve o okuduk.         (BİZ)
     BEN-SEN-O            BİZ       Ben, sen ve o okuduk. (BİZ)
     SEN—O                  SİZ        Sen ve o okudunuz.     (SİZ)          
     Ben, sen ve o aynı gün gelmiştik.
     Ben, sen ve o birlikte gidelim.
     Geleceğimi o ve sen biliyordunuz.
     Bu toplulukta sen bir ast, ben bir üst değilim.      
     O mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırdım.
     Anladığım kadarıyla sen ve kardeşin bizimle gelmek istiyor.
Belgisiz zamirler ve soru zamirleri özne olduğunda, hangi iyelik ekini almışlarsa yüklem de aynı kişi ekini alır.
       Kimimiz öldük, kimimiz nutuk söyledik.
       Hanginiz anladınız söylediklerimi?      
SONUÇ:
*Cümlede öznenin ifade ettiği şahıslarla yüklemin bildirdiği şahıs arasında bir uyum olmalıdır.
*Öznenin insan ya da başka varlıklar olması da yüklemin tekil veya çoğulluğunu etkiler. Eğer özne bitkiler, hayvanlar, cansız varlıklar ya da soyut kavramlarsa, yüklem daima tekil olur. İnsanlar çoğul özne olduğunda ise yüklem tekil veya çoğul olabilir.
*Kişileştirilen insan dışındaki varlık ya da kavramlar, çoğul özne olduklarında yüklem tekil de olur çoğul da
“Türkçede özne insan değilse ve çoğulsa yüklem genellikle tekil olur. Ancak özne kişiselleştirilmişse bu kurala uyulmaz.
Kadehler beni değil, alkolikleri severler.”
 
12.2 ÖZNE YÜKLEM UYUŞMAZLIĞI
Cümlede öznenin ifade ettiği şahıslarla yüklemin bildirdiği şahıs arasında bir uyum olmalıdır. Özne ile yüklem arasındaki uyumsuzluk anlatım bozukluğuna yol açar.
Öznenin insan ya da başka varlıklar olması da yüklemin tekil veya çoğulluğunu etkiler.
Eğer özne bitkiler, hayvanlar, cansız varlıklar ya da soyut kavramlarsa, yüklem daima tekil olur.
İnsanlar çoğul özne olduğunda ise yüklem çoğul veya tekil olabilir.
Kişileştirilen insan dışındaki varlık ya da kavramlar çoğul özne olduklarında yüklem tekil de olur çoğul da.
Özne çoğul anlamlı belgisiz adıl olduğunda, yüklem tekil olmalıdır. (birçoğu
”Herkes, kimse, hiç kimse” zamirleri daima tekil yüklemlerle kullanılır.
”Kimse” ve “hiç kimse”, “hiçbiri” gibi belgisiz zamirler olumsuzluk anlamı veren yüklemlerle kullanılır.
Çoğul anlam içeren belgisiz sıfatların belirttiği isimler çoğul eki almaz.
Birçoğu söylediklerimi dinlemiyorlardı.
Ayakkabıların büyük bir kısmı bozuk üretilmişler.
Düşünceler baskı altına alınamazlar.
İki işçi yaklaşık iki saat çalıştılar.
Kuzular meleşmeye başladılar.
Bu işyerini ben, öğretmen arkadaşım Ali açtı. (açtık)
Ben Onur ve sen yarın kütüphaneye gitmelisiniz.
Fırındaki çiniler çatlamışlar.
Ben ve kardeşlerim bu soğuk davranıştan çok etkilendi.
Babam ve sen, ortaya çıkan sonucun tek sorumlususun.
Törene hem sen hem kardeşin gelebilir.
Orada bir Hikmet bir de ben kalmıştım.
Bahçedeki kırmızı güller çok güzel görünüyorlar.
Arkadaşım ve ben sınavlara hazırlanacağım.
Okul Müdürü ve yardımcıları birazdan toplantıya girecek.
Bu görevi sen ya da ben üstleneceğim.
O gün sen de ben de yanılmıştım.
İtirazıma rağmen birçoğu bizimle sinemaya geliyorlar.
Bağrışmalar gece boyu kesilmediler.
Öyle düşünceler beni ilgilendirmezler.
Üç arkadaş kütüphaneye çalışmaya gittiler.
Bu tür sözcükler çok farklı anlamlar taşırlar.
O gün sen de ben de yanılmıştım. 
Ayaklarım uyuşuyorlar, kulaklarım zonkluyorlar.
Yıllar acımasızca geçiyorlar.
Göğüsler çekilerek nefesler daralıyorlar.
Geleceği ancak gençler aydınlatacaklar.
O ve sen ders çalışıyordun.
Herkes birbirine baktılar.
Bu tür konuşmalar gözlerimi yaşartırlar.
Görüşleriniz kolay kolay değişmiyorlar.
 
13.YÜKLEM EKSİKLİĞİ
Cümlede eylem, eylemsi, ekeylem eksikliği, bağlı cümlelerin yüklemleri arasında çatı, kip ve kişi yönünden uyumsuzluk, “yüklem yanlışlıkları”nın nedenidir. Özellikle sıralı cümlelerde, ortak olarak kullanılan yüklemin her iki cümleye de uygun olup olmadığına bakılır. Her iki cümleye de uygun olmayan yüklemin ortak kullanılması anlatım bozukluğuna neden olur. Yardımcı eylemlerin doğru kullanılmaması da anlatımı bozar.
Ay bir yandan sen bir yandan sar beni.
Siz paranızı yersiniz, ben kendi kendimi.
Ev işlerini ben, alışverişi kardeşim yapar.
Yarın sen köye git, kardeşin dükkâna.
Sınıfta kola ve çekirdek yenmez.
Arkadaşlar matematiğe bense coğrafyaya çalışırdım.
Ne o beni, ne de ben onu anlayabildim.
Pikniğin bütün cefasını ben, sefasını o sürüyor.
Biz öğretmenimizi, o da babasını kaybetti.
Bugünkü nöbeti sen, yarınkini de Ali tutacak.
Ne sen beni, ne de ben seni gördüm.
Adam bize iyilik, biz ona kötülük ettik.
Çayı az, sigarayı ise hiç içmem.
Çiçek aşısı ve itfaiye örgütü kurulmuştur.
Beyaz eti az, kırmızı eti hiç sevmem.
Arkadaşlarım kahveye, ben maça gittim.
Sen bize layıksın, biz de sana İstanbul.
Hiç kimse ne içeri ne dışarı çıksın.
Ne sen beni unut ne de ben seni.
Ardında bir Allah, bir de ben varım.
Anasını sen al, kızını da ben.
Bülbül gülden, ben yârimden ayrıldım.
Her sayfanın altına ismini ve imzasını atmış.
Bu işe genç ve hasta olmayan kişiler alınacak.
İstiyorsanız hepiniz, istemiyorsanız hiçbiriniz gelmeyin.
Hangisinin başarılı, hangisinin başarılı olmadığını öğreneceğiz.
Hemen ekmeğimizi ve suyumuzu içtik, sonra yola koyulduk.
Beğendinizse herkese, beğenmedinizse hiç kimseye söylemeyin.
Bozkırda kurtlar, kuşlar delicesine ötüyordu.
Onlar benden, ben onlardan şaşırtıcı şeyler öğrendim.
Siz matematik ben de edebiyat anlatayım.
Her gece gitar ve şarkı söylenen bu yeri çok seviyorum.
Üzerimde yıldızlı gökyüzü, içimde ahlak yasası var.
Çiçek aşısı ve itfaiye örgütü kurulmuştur.
Bu işten kimlerin karlı, kimlerin karlı olmadığı yıl sonu hesaplarında ortaya çıkacak.
Konu hakkında bilgisinin olmadığını, daha ciddi araştırma yapılmasını istedi.
Her tarafın temiz olmasını ve yerlere bir şeylerin atılmasını istemiyorum.
Örgütün yasal ve yasal olmayan yollardan topladığı paralara el konmuştur.
Bütün günlerimi dağlarda yürüyüşler yaparak radyo ve televizyon izleyerek geçiriyorum.
Sakarya’nın Hendek ilçesinde, öğrenciler yedikleri kek ve meyve suyundan zehirlendiler.
Sanatçı eserlerini; sade bir dille yazmak, bunu yaparken de yapaylığa düşmek istemiyor.
Çocuklar bundan en az yarar ya da hiç zarar görmeden kurtarılmalıdır.
 
14.YÜKLEMLER ARASI ÇATI UYUŞMAZLIĞI
Yüklem yanlışlarının bir bölümü de birbirine bağlı iki cümleden birinin eylemi etken, diğerinin edilgen oluşudur. Sıralı cümlelerde bu tür çatı uyuşmazlıkları anlatımı bozar.
Bu ülkeye saldırıldı, insanları zorla yerlerinden ettiler.
                  Edilgen                                                 etken
Bu ülkeye saldırıldı, insanlar zorla yerlerinden edildiler. (İkisi de edilgen) ya da
Bu ülkeye saldırdılar, insanları zorla yerlerinden ettiler. (ikisi de etken olmalıdır.)
Kurban bayramında memlekete gidip kurban kesildi.
En sağlıklı kararlar danışarak alınır.
Derhal arabaya binildi ve hareket ettiler.
Arkadaşlarla tartışıp bir sonuca varılmalıydı.
Konu döndü dolaştı, İran olaylarına getirildi.
Kalem kırıp hüküm verildi.
Bir yıl boyunca devamlı çalışarak kazanıldı.
Toplantıda hep aynı konu tartışılıyor, saatlerce aynı şeyler konuşuyordu.
Midesinden şikâyeti olanlara fazla kızartma yememesini tavsiye ediyorlar.
Her ne kadar hazırlanılmışsa da istenilen sonucu alamadı.
Erozyonun önlenmesi için açık alanların ağaçlandırması gerekmektedir.
Sanatçının ölümünden önce yazdığı şiirleri bir araya getirerek bir kitap oluşturulmuş. 18.yüzyılda Avrupa’ya elçiler göndermeye başlanmıştır.
Benim sözlerime kulak verilirse, bu hatayı tekrar yapmazsınız.
Müzik dinlenerek ders çalışmaktan çok hoşlanıyordu.
Bahçedeki otlar yolunarak bir kenara yığdı.
İçki içilen ve kumar oynanan yerler sürekli denetliyor.
Yönetim inandırıcı olmak istiyorsa, bu olayın aydınlatılmasına çalışılmalıdır.
Yönetim inandırıcı olmak istiyorsa, bu olayın aydınlatılmasına çalışmalıdır. (etken)
Şizofreninin çıkış nedeni bilinmemekle birlikte son yıllarda şizofreni tedavisinde önemli adımlar atmıştır.
Bileşik cümlelerde, özneler ortaksa, yancümleciğin yüklemi ile temel cümlenin yüklemi arasında çatı bakımından uygunluk olmalıdır.
 
15.EKEYLEM EKSİKLİĞİ
Türkçede “idi, imiş, ise,” sözcükleri, ekeylem olarak kullanılır. Bunların gerektiği yerde kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açar.
Sıralı cümlelerden birincisi olumlu, ikincisi olumsuz ise birinciye ekeylem getirmediğimizde bunu ikinci cümlenin yüklemine bağlamış sayılırız. Bu da anlam belirsizliğine yol açar, cümlenin anlatımını bozar.
Yüklemi ad soyundan olan sıralı cümlelerde, yüklemlerden biri olumlu, diğeri olumsuz ise birinci cümledeki ek-eylem düşmez.
Hava açık; ama sıcak değildi.
Tatil köyünün suyu güzel, fakat yeterli değildi.
Kardeşi zeki ama çalışkan değildi.
Yaşı küçük; boyu da uzun değildi. (küçüktü)
İfadesi düzgün; yalnız mimikleri anlamlı değildi.
Seradaki saksılar büyük; toprakları da az değildi.
Huyu güzel, fiziği pek biçimli değildi.
Dün hava çok güzel; ancak güneşli değildi.
Çocuk evdeyken çok mutlu; ancak okuldayken çok huzurlu değilmiş.
Her şey yerli yerinde ve masanız kesinlikle dağınık değildi.
Geçirdiği kazada kolu sağlam, ayağı ise kırılmıştı.
Düzenli bir öğrenci, ancak düzenli ders çalışmıyordu.
O beni hiç dinlemez; ama ben onu hep dinlerdim.
Siyasilerin konuşmaları hatalı, örnekleri de pek inandırıcı değildi.
Günlerdir karnımız aç, sırtımız pek değildi.
Boşuna üzülme bu konuya; sen orada, ben buradayım.
Bu genç sanatçının şiirleri çok başarılı, öyküleri pek de akıcı değildi.
 
16.TÜMLEÇ EKSİKLİĞİ   
Anlatım bozukluklarının bir bölümü de tümleç eksikliğinden kaynaklanır. Ayrı tümleçler alması gereken temel ya da yan yargılar ortak tümlece bağlanırsa, cümlede anlatım bozulur. Bu tür yanlışlıklara genellikle sıralı cümlelerde ve yan yargılı cümlelerde rastlanır.
Seni dinler ve inanır.
Sana inanır ve dinler.
Bana dokunma, rahat bırak.
İşçileri çalıştırıyor, para vermiyordu.
Herkes birbirine bağırıyor, azarlıyordu.
Annesini çok sever değerli armağanlar alırdı.
İnsanlardan kaçmak yerine kucak açın.
Sizden çok yardım gördük, teşekkür ederiz.
Ne zaman dara düşsem ona koşar yardım isterdim.
Anadolu’ya gitmek, yakından tanımak istiyordu.
Bu şehre gelmek çok kolay; fakat gitmek çok zordur.
Romancı insana inanmalı ve sahip çıkmalıdır.
Bu düzensizlikleri alkışlıyor, hoşgörüyle bakıyorlar.
Deyimlere ne bir sözcük eklenebilir ne de çıkarılabilir.
Babam bana sarıldı, iri kollarıyla sımsıkı sardı.
Sözlerimize ya önem vermez ya da hiç duymazdı.
Ona imreniyor ve başarısından ötürü kıskanıyordu.
Eskiden beri bana özenir taklit etmeye çalışırdı.
Yeni doğan bebeğe sevgiyle bakıyor, okşuyordu.
İlçemize bağlı köyleri gezmiş, incelemeler yapmıştı.
Bu güzelim ağaçlara nasıl kıydılar, nasıl kestiler.
Köy halkına bilgiler verir, aydınlatmaya çalışırdı.
Türkçeye sahip çıkmak ve geliştirmek hepimizin görevidir.
Öğrenciler durmadan çalışıyor, dinlenemiyorlardı.
Öğretmenini sever, minnetle söz ederdi.
Kardeşine gözü gibi bakar, çok severdi.
Onu ara ve kendisiyle konuşmak istediğimi söyle.
Bu ıssız köyü çok özlüyor, her yıl geliyordu.
Annemi arıyor, telefonla ulaşmaya çalışıyordu.
Toplumsal olaylara ilgi duyuyor, eserlerinde işliyor.
İstanbul’a dönmek istiyor; çünkü çok seviyor.
Filmlere hiç önem vermez, hatta hiç etkilenmezdi.
Babamı çok seviyor; ama korkmuyor da değil.
Annesi oğlunu yanına çağırıp bağırdı.
Konuşmalarını dinler görünüyor ama kulak asmıyordu.
Hırsızın peşinden dakikalarca koştu; ancak yakalayamadı.
 
17. TÜMLEÇLERİN GEREKSİZ KULLANIMI
Bir cümlede herhangi bir tümlecin eksik kullanımı anlatım bozukluğuna yol açtığı gibi gereksiz yere kullanımı da duruluğu bozar. İyi ve doğru bir cümle, her şeyden önce duru olmalıdır.
Kardeşini sever ve onu sayardı.
Öğrencilere değer verir, onlara güvenirdi.
Şair sözcükleri dikkatle seçmeli, bunları yerinde kullanmayı bilmelidir.
Şiirlerini her gördüğüne okuyor, onları yayınlayacağını söylüyordu.
Yabani otları tarladan yolmuş, onları bir kenara yığmıştı.
Kitapları tek tek kapladı ve onları raflara özenle yerleştirdi.
Sözlerimi dikkatle dinler, onları başkalarına da anlatırdı.
Kitaptaki öyküleri okuyor, onları özetliyordu.
Arkadaşını sever; ama zaman zaman onu üzerdi.
 
18.KARŞILAŞTIRMA YANLIŞLARI(Anlam Belirsizliği)
İyi ve doğru bir cümle, herkes tarafından aynı anlamın çıkarılabileceği cümledir. Farklı anlamlar çıkarılabilen cümlelerde anlatım açık değildir. Doğru yapılmayan karşılaştırmalar anlatımı bozar.
*Annem televizyonu babamdan çok sever. (iki anlam çıkar)
1.Annemin televizyona duyduğu sevgi, babamın televizyona duyduğu sevgiden çoktur. 2.Annem televizyonu, babamı sevdiğinden çok seviyor.
*Ahmet, babasından benim * korktuğum kadar korkmaz. (babamdan)
*Babam, biraz önce annemle bana ayakkabı almaya gitti. (açık değil)
*Öğrencilerimden biri, güzel bir kurt köpeği almış, onu bir aydır görmedim.
*Kendimle hiç övünmedim ama annemin övünmesine çok çalıştım.(Annemin benimle övünmesine mi yoksa kendisiyle övünmesine mi belli değil./ Anlam açık değil.)
*Birçok kitap okumuş arkadaşlarına bunları anlatmıştı.
*Bu romanı senden daha çok seviyorum.
*Ankara’yı kardeşimden daha çok seviyorum.
 
19.NOKTALAMA İŞARETLERİNİN YERİNDE KULLANILMAYIŞI:
Noktalama işaretleri, cümlelerin, doğru anlaşılmasını sağlar. Bunların yerinde kullanılmayışı yanlış anlamlara neden olur. Özellikle; adlaşmış sıfatlardan sonra bir isim kullanılmış ve araya “virgül” konmamışsa anlam belirsizleşir.(Bir cümleden farklı anlamlar çıkıyorsa o cümlede açıklık yoktur.)
*Bu okulun en aydınlık sınıfıydı.
*Misafir odasına doğru yürüdü.
 O, misafir odasına doğru yürüdü.
 Misafir, odasına doğru yürüdü.
*Genç sürücüye bir şeyler söyledi.
 O, genç sürücüye bir şeyler söyledi.
 Genç, sürücüye bir şeyler söyledi.
*Bunlar genç saçlarına ak düşmemiş sanatçılardı.
*Bunlar genç, saçlarına ak düşmemiş sanatçılardı.
*Kadın doktoru görmekte ısrar ediyordu.
*Yeşil gözlerine çok yakışmıştı.
*Yaralı bir kuş gibi çırpınıyordu.
*Hasta kardeşini sayıklıyordu durmadan.
*O kitabı öfkeyle yırttı.
*Köpek kulübesini yerle bir etti.
*Kuş yuvasını başka bir ağaca taşıdı.
*Kuşkusuz aydın dediğimiz bilgi sahibi insandır.
*Hasta annesinin kulağına bir şeyler fısıldadı.
*İhtiyar balıkçıya doğru yürüdü.
 
20.ZAMİRLERİN YANLIŞ YA DA EKSİK KULLANIMI:
Bazı cümlelerde tamlayan durumundaki zamirin kullanılmaması, yani hangi ismin yerini tuttuğunun belirsiz oluşu ya da hiç kullanılmayışı anlam bulanıklığına yol açar. Bu da anlatım bozukluğunu doğurur.
*Sınavı kazandığına sevindim. ( onun mu, senin mi?)
*Kaybolan kolyemi bulduğuna inanmıyorum.
*Ne düşündüğünü ben nereden bilebilirim?        
*Bu yarışı kazanacağına kesin gözüyle bakılıyor.
*Bu kadar yoksul biri olduğunu bilmiyordum.
*Arkadaşlarıyla yürürken bir ara telefon kulübesinin önünde durup babasına telefon etti ve ondan af diledi. (babasından mı, arkadaşından mı?)
*Burada oturduğunu bilmiyordum.
*Bana aradığını söylediler.
*Son günlerde hiç derse çalıştığını görmedim.
*Arada bir film çevirdiğini bilmiyordum.
*Öğrencilik yıllarından özlemle söz etti.(kimin?)
*Bugün bize katılacağını sanmıyordum.
*Yazdığını pek beğenmedim doğrusu.
*İşin sonunu başarıyla getirebileceğinden emin değilim.
 
21.DEYİM VE ATASÖZLERİ YANLIŞLARI:
Deyimler, bir kavramı belirten kalıplaşmış söz öbekleridir. Deyimi oluşturan sözcüklerin yerine, eş ya da yakın anlamlıları getirilemeyeceği gibi, sözcüklerin yerleri de değiştirilemez. Bu tür uygulamalar deyimi, deyimlikten çıkarır, bozar. Cümlenin anlatımı da bozulur. Durum atasözleri için de aynıdır.
Ayrıca deyimlerin ve atasözlerinin anlamlarına uymayan yerde, anlamlarını yansıtmayacak biçimde kullanılmaları da anlatımı bozar.
 
Deli gördün, geri savul. (gördün deli, savul geri.)
Onun yüz öpmekle ağzın aşınmayacağını bilmesi gerekirdi.
Zenginlik adamın canına yetmişti.
Ağzına bir kaşık bal çaldılar.
Çok kitap okumazdı, ona kitap kurdu derlerdi.
Benim verilemeyecek hiçbir hesabım yoktur; başım açıktır.
Biti deve yapmak. (Y)/ Pireyi deve yapmak. (D)
Sınavı kazanınca sevinçten etekleri tutuştu.
Hırsızı görünce korkudan kan beynime sıçradı.
Sıkıntılı günlerinde meteliğe kurşun atmazdı.
Çok sevinçliydi. Adeta etekleri tutuşmuştu.(Y)
Çok sevinçliydi. Adeta etekleri zil çalıyordu. (D)
Eğer senin dediğin gibi yaparsam bütün mahalleli beni tefe çalar.
Çekap yaptırarak baştan tırnağa muayeneden geçti. (tepeden)
Öyle zor durumdaydı ki dostlar başına. (yanlış yerde kullanılmış)
Ağaç yaprağıyla gürler. (Y) /Ağaç dalıyla gürler. (D)
Bize gönül koydu, iyice bağlandı her gün evimize gelir oldu.(gönül verdi)
Sonunda bu konu da güneş ışığına çıktı. (gün)
Vermeyenin iki yüzü, isteyenin bir yüzü kara. (mantık hatası)
İyilik iki baştan, mermer iyi taştan. (mermer iyi taştan, iyilik iki baştan)
Alınacak kız ay görünür, eşiği ev görünür. (saray)
Gönülsüz yenen yemek ya karın ağrıtır ya baş.
Adam tükürdüğünü geri almaz.(yalamaz)
Politikacıların çoğu taraftarlarının oylarını cepte keklik sayıyorlar. (çantada)
Herkes benim tuzumu eleyip eleğimi astığımı zannediyor.
Anlatılan dersi kulak kabartarak dikkatle dinliyordu.
Ona ayak bağı oluyor işlerini çabuk bitirmesini sağlıyordu.
Arkamdan kim bilir ne dolaplar döndürüyorsun.
Bu bağrı yanık, neşeli insanları sevmemek ne mümkün.
Eli açık olduğu için verdiğimiz işi zamanında yapamıyordu.
Fakat, doğru bildiklerini söylerken, güzel söylemek gerektiğini gözden çıkarmamışlardır.
İktidar, toplumun bu çok haklı itirazına göz yummuştu. (kulak tıkamıştı)
Sen de adamın defterini dürmüş, hoşlanmadığı şeyler söylemişsin.
 
Burak çok mütevazi olduğu için buna da dudak büküyor.


 
   
Reklam  
   
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=