TÜRKÇE KAYNAK SİTESİ - SÜLEYMAN GÜRSOY
 
  ANA SAYFA
  VİDEOLAR
  Yazı-Şiir
  Okulumuzdan Görüntüler
  Sözcükte Anlam
  Cümlede Anlam-1
  Cümlede Anlam-2
  Paragrafta Anlam
  Ses Bilgisi
  BÜyük Harflerin Kullanımı
  Bileşik Sözcüklerin Yazımı
  İkilemeler
  Sözcükte Yapı
  Yazım Kuralları
  Noktalama İşaretleri
  ADLAR
  İsim Tamlamaları
  SIFAT
  ZAMİR
  BELİRTEÇ
  EDAT(İLGEÇ)
  BAĞLAÇ
  Eylemler
  Eylemde Yapı
  Ek eylem
  Eylemsiler
  Eylemde Çatı
  Cümlenin Ögeleri
  Cümle Çeşitleri
  Anlamlarına Göre Cümleler
  Cümlede Yapı
  Anlatım Bozukl.1
  Anlatım Bozukl.2
  Anlatım Biçimleri
  Söz Sanatları
  100 Temel Eser (İlköğr.)
  Atatürk Köşesi
  8A
  8B
  8C
  7A
  7C
Cümlenin Ögeleri
CÜMLENİN ÖĞELERİ
 
Bir cümlede birden çok sözcük bulunabilir. Sözcüklerin yüklemle kurdukları ilişki açısından görev adlarına cümlenin öğeleri denir.
Öğeler temel ve yardımcı öğeler olmak üzere iki ana gruba ayrılır
A)TEMEL ÖĞELER:
Bir cümlede gerekli olan yargı ve bu yargıdan birinci dereceden sorumlu olan varlığı gösteren öğelerdir: 1.Yüklem, 2.Özne
B)YARDIMCI ÖĞELER:
Cümlenin oluşması için gerekliliği zorunlu olmayan; ama yüklemi çeşitli yönlerden tamamlayan öğelerdir. Yardımcı öğeler şunlardır:
            1.Nesne (düz tümleç)
            2.Dolaylı tümleç
            3.Zarf tümleci
            4.Edat tümleci
 
 
01       YÜKLEM
Cümlede iş, oluş, hareket ve kılış bildiren; çekimli bir eylem ya da isim soylu sözcüklerden oluşan cümlenin temel öğesidir. Cümle yüklem üzerine kurulur. Diğer öğeler yüklemin etrafında toplanan, onu destekleyen ve tamamlayan unsurlardır. Türkçede kurallı cümlelerde yüklem sonda bulunur. Diğer öğelerin bir sırası yoktur. Ancak vurgulanmak istenen öğe yükleme yaklaştırılır. Yüklemsiz cümle olmaz; ancak bazı cümlelerin yüklemleri açıkça belirtilmeyebilir. Böyle cümlelere “eksiltili cümle”denir.
Yüklemler ya çekimli fiilden ya da ek eylem almış ad veya ad soylu sözcük ya da söz öbeklerinden oluşur.
Bütün sözcük türleri, ikilemeler, deyimler yüklemi oluşturabilir
1.Yüklem addan oluşabilir:
Tek eğlencemiz televizyondu.
Canlılar içinde düşünen tek varlık insandır.
Bu insanların yaşayabilmesi bir mucizeydi.
Buradaki çamların hepsi yemyeşildi.
Alişan’la biz nöbetçiyiz burada.
Bir balıkçı olan babası Sinopluydu.
Yemeğe geç kaldığı için üzgündü.
Bir susuz yolcu yoktur şimdi dağlarda.
Kış ortasında böyle dolaşması çok garip.
2.Yüklem çekimli bir fiilden oluşabilir:
Bu yıl tavşanlar çok üredi.
Gün tarlada doğmuştu üzerlerine.
Babam televizyon seyrediyor.
Fırsat ayağımıza kadar geldi.
Sizi bugün de bırakmayacağım.
Menekşeler utancından başlarını yere eğmişlerdi.
Gençliğinde tiyatroyla da uğraşmıştı.
Çiçekleri, kuşları, kelebekleri çok seviyorum.
3.Yüklem sıfat tamlamasından oluşabilir:
Evli kişilerdi gelenlerin çoğu.
İçmek için güzel bir vesileydi bu.
Kapıyı çalan yaşlı bir kadınmış.
Elindeki kitabın yazarı usta bir yazardır.
Kurduğun bu cümle olumsuz bir cümledir.
4.Yüklem adlaşmış sıfattan oluşabilir:
Oysa muhtarın derdi çok değişikti.
Eski sınıfımız da bu kadar büyüktü.
Köydeki insanların hepsi fakirmiş.
5.Yüklem ad tamlamalarından oluşabilir:
Bu bölüm, evin bağımsız bir dairesiydi.
Sizin gözleriniz yanardağın ateşidir.
Son konuşmacı belediye başkanıydı
Televizyon çok yararlı bir eğitim aracıdır.
Adamın elindeki, gümüş tepsiydi.
Evin direğiydi Nazife.
Hepsi Sarı Memiş’in kahvesindeydi.
Bu, dolaylı yoldan günah çıkarmanın arapçasıydı.
6.Yüklem zamirden oluşabilir:
Bunları yapan sen misin?
Böyle olmasa çadırların işi neydi Gökyazı’da?
Yalnızlığımızın bütün sebebi kimdir?
Sizi arayan adam şuydu.
7.Yüklem ilgeçten oluşabilir?
O Akif’in kulakları tazı gibidir.
Tüm masalarda oturanlar bir şeyler düşünür gibiydiler.
Bütün gayretim çocuklarım içindir.
8.Yüklem bileşik fiilden oluşabilir:
Onların ne yaptıklarını merak ediyorum.
Ne uçar ne kaçar hiçbir ava ratlayamamıştı.
İçeriye bir göz gezdir.
9.Yüklem fiilimsiden oluşur:
Bulurlarsa kurtuldun demektir.
Bizden istenen sadece çalışmaktır.
Bu bana dil uzatmadır.
10.Yüklem deyimden oluşabilir:   
Yağmur Bey’in Akça Kızı görünce dili damağı dolaştı.
Sen şimdi Cengiz Bey’e kulak ver.
Kimsenin ağzının bıçak açmıyordu.
Bu lafların hiçbiri incir çekirdeğini doldurmaz.
11.Yüklem yansıma sözcüklerden oluşabilir:
Öğrenciler cıvıl cıvıldı.
12.Yüklem ikilemeden oluşabilir:
O da çarşı ekmeği gibi dilim dilim.
Raşit Bey’in gözleri pırıl pırıldı.   *
Boğaz’ın sabah sularında günün genç ışıkları sere serpeydi.
Çavuldur’un öreninde damlar,evler delik deşikti.          
Masmavi gökyüzü ay ışığında yıkanmış ve pul puldu.
Üzerindeki elbiseler eski püsküydü
Yanaklarından öperken kadının gözleri ıslak ıslaktı.
Bilgisi yarım yamalaktı.
13.Harfler ve ekler de yüklem olur:
Ekfiilin geniş zaman biçimi “dir”dir.
Biricik sözcüğünde türeyen ünlü “-i”dir.
Duvarlara sinmiş bir hayalet var.
 
Yüklemi Belirlemede Kurallar:
●Öğe görevi belirlenirken tamlamalar (ad ve sıfat tamlamaları) bölünmez. Bu kural, yüklemde de söz konusudur.
Bu, sınav sorusudur.
Kardeşim, çalışkan bir öğrencidir.
●Sıfat tamlaması yüklem olduğunda sıfatı derecelendiren belirteç, sıfattan ayrımaz.
O,   çok         iyi bir insandır.
    belirteç     sıfat tamlaması
               yüklem
●Öğe görevi belirlenirken, bileşik sözcükler bölünmez. Bu kural yüklemde de söz konusudur.
Hepimiz durumu fark ettik.
●Edatlar da kendilerinden önceki sözlerle öbekleşerek yüklem görevi alır.
Vatanımız, cennet gibidir.
●Cümlede bulunana eylemsiler, onu tamamlayan sözlerle birlikte öğe olarak görev alır. Bu kural yüklemde de söz konusudur.
Bu eser, çağlar öncesinden     gelen     bir     sanat harikasıydı.
          B.siz ad tamlaması     fiilimsi     sıfat       b.siz ad tamlaması
 
●Sıralı ya da bağlı cümlelerde birden fazla yüklem bulunur.:
Sabah erkenden kalkar, elini yüzünü yıkar, tarlaya gitmek üzere yola çıkardı.
Sabahleyin Hoca Ali erken kalktı, çarçabuk elini yüzünü yıkadı, giyindi, kendini dışarı attı.
Ben de bir ilaç alacağım, uzanacağım ve ağlayacağım.
Haykırır, yalvarır, bulutlara doğru bağırır, çırpınır, ümidi kırılır.
Okuduklarını bir daha okudular, bazı parçaları ezberlediler, sonra buldukları şeyler yetmedi, daha bulmak için aramaya başladılar.
Yunuslar arada bir buralara uğruyor, yöre halkını mutlu ediyor.
                               
*İsim cümlelerinde yüklem oldukça uzun olabilir:
*Mustafa Kemal Paşa, ortadan uzun boylu, zayıf ve sarışın bir zattı.
*Bir otomobil altında kalan, bir trafik kazasının kurbanı olan kadının yol ortasındaki ölüsü karşısında yakılan bir ağıttır bu.
*Bahar rüzgarlarının yüzümüzü yaladığı bir nisan akşamındayız.
*Sana anlattıklarım, Himalaya insanının yaralı yüreğinde üşüyen bir dağ masalıdır.
*Kirpiksiz gözleri, bir noktada duramayan iki damla mavi ışıktı.
 
EKSİLTİLİ CÜMLE:
Yüklemi bulunmayan, yüklemi kendinden önceki cümlede yer alan, yargısı tamamlanmadığı halde tam cümle anlamı verebilen cümlelerdir.Eksiltili cümlelerde yüklem zihinden tamamlanır
·                    Cümlenin yüklemle tamamlanması dinleyiciye bırakılır.
      Aylardır ne bir haber ne bir selam...
      Davullar, zurnalar, ey gaziler, sokaklarda bir kalabalık...
Masanın üstünde kitaplar, altında da dosyalar…
Seni hep seveceğim. Yani ölünceye kadar...(seveceğim)
Ortada sokak kapısı, iki yanında pencere.   
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları       
 
  • Sıralı Cümlelerde yüklemlerden biri söylenmeyebilir;
            Çayı yemekten öncemi alırsınız, sonra mı...
            Yemekten önce kahve içtik, sonra da kahve…
 
  • Konuşma sırasında cevap cümlelerinden biri ya da bir kaçı söylenmeyebilir;
-          Dün gece baban kaçta geldi?
-          Onda (Özne ve yüklem söylenmemiş)
-          Nereye gitti?
-          Eve (Yüklem söylenmemiş)
İstanbul’dan nasıl geldiniz? Uçakla…
  • Bazı atasözlerinde yüklemler söylenmemiştir.
Arpa samanıyla, kömür dumanıyla.             
At binenin, kılıç kuşananın.                        
İnsanlar söyleşe söyleşe, hayvanlar koklaşa koklaşa...
Nerde hareket, orada bereket.
Duvarı nem yıkar, insanı gam...                   
Az veren candan, çok veren maldan.           
 
*Yüklemlerindeki ekeylemleri düşmüş cümleler eksiltili değildir.
Gecelerin bağrında şehirler karanlık, sokaklar bomboş…(idi)
 
Yüklemler iki türlüdür:
1.EYLEM BİLDİREN YÜKLEMLER(FİİL YÜKLEMLERİ)
Eylem bildiren yüklemler, çekimli fiillerdir. Yüklemi çekimli fiil olan cümlelere “fiil cümlesi” ya da “eylem cümlesi” denir.   
2.YARGI BİLDİREN YÜKLEMLER (AD YÜKLEMLERİ)
Ekfiil ulanmış ad soylu sözcükler, yargı bildirirler ve cümlenin yüklemi olurlar. Yüklemi ekfiil ulanmış ad soylu sözcük olan cümlelere “ad cümlesi” ya da “isim cümlesi” denir.
 
Ali tahtayı sildi.
Zeynep dışarı çıktı.
Ahmet Kitabı aldı.
Okuldan sonra eve gittim.
Atatürk’le ilgili bir konferans verecek.
Geçen Hafta hava çok güzeldi.
O kitabı sana veren bendim.
Mahallemizde Karagöz gösterisi varmış.
Ayşe’nin kardeşi bugün bize gelecek.
Onun kardeşi uzun boylu, sarı saçlı bir kızdır.
Çocuklar annelerinin göz bebeğidir.
Masanın üstünde kitaplar, altında da dosyalar…
Yemekten önce kahve içtik, sonra da kahve…
İki yıldır görmediğim kuzenim, tıp doktoruydu.
Bugün akşam yemeğinde ne var?
Yıllar önce bunu bir yerde okumuştum.
Dün sabah yolda gördüğüm adam bugün okula geldi.
Soğuk havada balık tutmak insanı oldukça yorar.
Işıklarda bekleyen çocuk, yaşlı kadını elinden tutup karşıya geçirdi.
 
02       ÖZNE
Yüklemin bildirdiği hareketi, işi, oluşu yapan öğeye özne denir.
Özne yüklemden ayrılmayan bir cümle unsurudur. Cümlede açıktan yer almasa da varlığı hissedilir. Özne yükleme göre “yapan” ya da “olan”dır. Bu yüzden fiil ya da ad soylu sözcük ya da sözcük grubundan oluşur.
Özne de yüklem gibi cümlenin temel öğesidir. Öznenin en belirgin özelliği yalın durumda olmasıdır. Özne durumundaki sözcük ya da sözcük öbekleri ad durum eklerini kesinlikle almaz; yalnızca çoğul eki ve iyelik eki alabilir.
            Yükleme “(yapan) kim, (olan) ne” soruları yöneltilerek özne bulunur.
Ali tahtayı sildi.
Zeynep dışarı çıktı.
Ahmet Kitabı aldı.
Okuldan sonra eve gittim.
Atatürk’le ilgili bir konferans verecek. (Kim verecek? – O)
Geçen hafta hava çok güzeldi.
O kitabı sana veren bendim.
Mahallemizde Karagöz gösterisi varmış.
Ayşe’nin kardeşi bugün bize gelecek.
Onun kardeşi uzun boylu, sarı saçlı bir kızdır.
Çocuklar annelerinin göz bebeğidir.
Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir.
Atatürk, ulusun kötü kaderini değiştirmiştir.
Dostlar, zor günlerde belli olur.
Babam, bana insanları sevmeyi öğretti.
Vatan, çalışkan insanların omuzları üstünde yükselir.
Öğretmenimiz hastalanmış.     (Hastalanan kim? / Kim hastalanmış?)
Utku, sınavı kazandığını öğrenince çok sevindi. (Sevinen kim? / Kim sevinmiş?)
Ayasofya, yıllardır boğaza bakıyor. (Bakan kim? / Kim bakıyor?)
En büyük hastalığım denizdir. (Deniz olan nedir?)
Mutluluk, mutsuzluk pahasına öğrenilir.
 
ÖZNE ÇEŞİTLERİ
A)GERÇEK ÖZNE:
Yüklemin anlattığı işi üstüne alan ya da yargının oluşmasını sağlayan öznelerdir.
Gerçek özneler cümlede bir sözcük ya da söz öbeği olarak yer alabildiği gibi (açık özne), yüklemdeki kişi ekinden de anlaşılabilir (gizli özne).
Kapıyı annem açtı.
Ağaçlar çiçek açtı.
Tahtayı sildik.
Aklım ona takıldı.
Üç beş kuruş çıkarı vardı onlardan.
Erik ağaçları baharı müjdeliyordu.
O, ayağına kadar gelen topu kaleye vuramadı.
Çok genç yaşlarımda bile çalışma gereği duydum.
Köprü altında balık tutanlar bezgindi.
Küçük kız, az önce çevresindeki hiçbir şeyi fark etmeden telaşla aşağı indi.
Dün sabah yolda gördüğüm adam bugün okula geldi.
Soğuk havada balık tutmak insanı oldukça yorar.
 
B)SÖZDE ÖZNE:
Yüklemin gösterdiği işi yapmadığı halde yapıyormuş gibi görünen özneye sözde özne denir. Edilgen çatılı kurulan cümlelerin nesnesi özne gibi düşünülür. Gerçekte; etken çatılı cümlelerdeki “nesne” görevindeki öğelerdir. Yani sözde özneler, sadece geçişli edilgen çatılı cümlelerde aranır.
·Öğrenci duvardaki yazıları okudu. (etken- geçişli)
 Duvardaki yazılar okundu. (geçişli- edilgen)
·Hastayı yatağa yatırdılar.
 Hasta yatağa yatırıldı.
Soru kitapçıkları dağıtıldı.
En güzel kilimler bu bölgede dokunur.
Sıranın gemicilere geldiği anlaşılıyordu.
Poyrazın böylesi az görülürdü bu denizde.
Bir kamyon hırıltısı duyulmuştu.
Kapı çok yavaştan vuruluyordu.
İkisinin bağdaşması kendisi için hayra yorulmazdı.
Allı morlu önlükler daha bir uçarıca bağlanmıştı.
Düşünceler, tankla tüfekle bastırılamaz.
Dostluğun kutsal bağları, kral saraylarından çok, en sade çoban kulübelerinde kurulur.
Kültür ve eğitim yalnız okulda verilmez.
Karikatür çizginin gücü olarak tanımlandı.
Sarı yaldızlı bardaklara çaylar / koyuldu.
Öğrencilere yardım elini uzatan, onların problemleriyle yakından ilgilenen öğretmenler çok sevilir.
 
Sözde özne belirlenirken çatının edilgen olup olmadığına dikkat edilmelidir. Kimi zaman dönüşlü çatı, edilgen çatı ile karıştırılabilir. Çünkü eylem tabanlarına aldıkları ekler    (-in, -il) aynıdır. Özne- yüklem ilişkisine bakılarak edilgenlikle dönüşlülük belirlenmelidir. Dönüşlü fiillerde özne hem yapıcı, hem de etkilenen olduğu halde edilgen fiillerde sadece etkilenendir, yapıcı, özne değil başkalarıdır.
İhtiyar adam / kalkar kalkmaz / yola koyuldu. (dönüşlü)
Çocuğun saçları / özenle / taranıyordu. (edilgen)
Tijen Hanım / aynanın karşısında / taranıyordu. (dönüşlü)
 
C) ÖRTÜLÜ ÖZNE
Yüklemi edilgen çatılı cümlelerdetarafından, aracılığıyla, nedeniyle, yüzünden, etkisiyle” sözcükleriyle ya da “-ce, -ca, -çe, -ça” ekleriyle kurulan öznelerdir. Örtülü özne, cümle öğelerine ayrılırken, bağımsız bir öğe olarak gösterilmez; zarf tümleci içinde aranır.
Teklif    /      Millet Meclisi tarafından / yasalaştırıldı.
sözde özne   zarf tümleci (örtülü özne)      yüklem
 
Kararlar halkça benimsendi. (Benimsenen ne? - Kararlar; sözde özne)
Soru kitapçıkları görevliler tarafından dağıtıldı.
Fatih Caddesi belediyece kazıldı.
Ormanlarımıza herkesçe sahip çıkılmalı.
Yollar kar yağışı nedeniyle kapandı.
Öneri kurulca kabul edildi.
Sokaklara dökülen çöpler mahalleli tarafından kaldırıldı.
Bu insanlara hayır kurumları tarafından üç öğün yemek veriliyordu.
Cevat Şakir, İstiklal Mahkemesince üç yıl Bodrum’da kalebentliğe mahkum edilir.
Dil yanlışları Ö. Asım Aksoy tarafından düzeltildi.
Fırtınanın etkisiyle ağaçların dalları kırıldı.
Sokaklara dökülen çöpler mahalleli tarafından kaldırıldı.
Bu konudaki açıklamalar öğretmen tarafından yapıldı.(ört.özne)
Bu insanlara hayır kurumları tarafından üç öğün yemek veriliyordu.
Galata kulesi uzmanlar tarafından onarılarak eski haline getirildi.
Konuk ekibin iki oyuncusu hakem tarafından oyundan atıldı.
Uyarı: Yüklemi geçişsiz - edilgen çatılı cümlelerde özne aranmaz.
Topluca     dağ evine          gidildi. (özne yok)
     ZT             DT                   Y
O gün erkenden uyundu. (özne yok)
      z.t.     z.t           yüklem
 
D) ORTAK ÖZNE
Sıralı ya da bağlı cümlelerde birden çok yüklemin bağlandığı öznelerdir.
Kızınız geldi, sizi sordu ve gitti.
Çocuk duvara baktı, tehlikeyi anladı ve yere atladı.
Zeynep, erkenden uyandı; kitaplarını hazırladı ve okula gitti.
Yoklamayı yaptı, derse gelmeyen öğrencileri yok yazdı.
Bin gemle bağlanan yağız at tepiniyor, şaha kalkıyor.
Ne de olsa evli bir kadındı, onun kadar rahat olamazdı.
Ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış.
 
E) AÇIKLAMALI ÖZNE
Asıl özneyi açıklayan, belirgin kılan birliğe açıklamalı özne denir. Açıklamalı özneler asıl öğeden virgülle ayrılır. Cümlenin çözümlenmesi sırasında ikisi bir anda çözümlenerek özne öbeği diye adlandırılır.
Sedan, binbaşı olan yeğenim, evleniyor.
İçlerinden biri, Aynur, durgunluğu ve suskunluğuyla dikkat çekiyordu.
Sınav heyecanı geçince biz, kırk çocuk, çok mutlu olduk.
Uludağ, Bursa’nın bu ağırbaşlı bekçisi, bizi bekliyordu.
Annem, üstüne titrediğim insan, bana güvenmiyordu.
Ogün, en sevdiğim kardeşim, okumak için Amerika’ya gidiyordu.Kalabalıktan biri, yaşlı bir adam, elini kaldırdı.
Atatürk, çağdaş Türkiyenin mimarı, hiç unutulmayacak
 
F) PEKİŞTİRMELİ ÖZNE:
“ki”, “de” bağlaçları ya da “kendi” sözcüğüyle birlikte kullanılarak anlamı pekiştirilen özneye, pekiştirilmiş özne denir.
Elbisemi ben kendim diktim.
Bu parayı ona sen kendin ver.
Bunu ben kendim yaptım.
Siz de bunu biliyorsunuz.
Siz ki yılların eğitimcisisiniz.
Sen, kendin böyle dedin.
ÖZNE OLUŞTURULAN DİL BİRLİKLERİ
1.Adlar özne olabilir:
Öğrenciler derse çalışıyorlar.
Hasan da bizimle gelecekmiş.
2.Zamirler özne olabilir:  
Hiçbiri dışarı çıkmamış.
Onlar bugün bize gelecekler.
Bu kitabı sana kim getirdi?
Çiçekleri ne soldurmuş?
3.Ad tamlamaları özne olabilir:
Arabanın rengi hoşuma gitmedi.
Yakup Kadri’nin en ünlü romanı “Yaban”dır.
Gecenin hüznü tüm şehri kaplamıştı.
Gönül bağının gülleri açınca / Leyla dağının zehiri bal kesilir.
Parladı kilometre taşlarında gecenin hüznü.
Mavi masa örtüsü çok kullanıldığı için eskimişti.
4.Sıfat tamlamaları özne olabilir: 
Genç Kız arkasına bakmadan karşı kaldırıma geçti.
Sokak kapısı yavaşça açıldı.
Özgür insan, tutsaklığı kabul etmez.
Yaşlı adam beyaz kuşağından kırmızı bir mendil çıkardı.
Bu masallar, halkımızın yaratıcılığının en güzel örnekleridir.
5.Adlaşmış sıfatlar özne olabilir: 
Okunan bir kağıtta küçük bir satırdı.
Küçük, yüzünün sol yanağına al sürme sürmüştü.
Çalışan mutlaka kazanır. (adlaşmış sıfat)
Öyküde anlatılan, gerçek yaşamdı.
Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini akıllarına getirmezler.
6.Fiilimsiler özne olabilir:
Sevmek insanı yüceltir.
Yaşatmak, yaşamak kadar güzel.
Bilimin ve fennin dışında kılavuz aramak aymazlıktır, sapkınlıktır.
İnce eleyip sık dokuyanlar, çevrelerinde pek sevilmezler. (deyim)
7.Zarflar özne olabilir:
Dışarı oldukça soğuktu.
Akşam erken iner mahpushaneye
Dışarı oldukça soğuktu.
Yukarı daha aydınlıktı.
 
03.   NESNE (DÜZ TÜMLEÇ)
Yüklemin bildirdiği işten etkilenen öğedir. Bir tümleç türü olarak nesneye “düz tümleç” de denir. Sadece geçişli –etken çatılı cümlelerde bulunur.
Nesneler; adın belirtme durum ekini (-ı, -i, -u, -ü) durum ekini alanlar ve almayanlar olmak üzere ikiye ayrılır:
            a) BELİRTİLİ NESNE: İsmin –i (-ı, -u, -ü) hal ekini almış nesnelerdir. Belirtili nesneler, belirli bir varlığı ve kavramı bildirdikleri için bu ismi alırlar.
            Cümlede belirtili nesneyi bulmak için özne ve yüklemle birlikte “neyi?” ya da “kimi?” sorularından uygun olan sorulur.
Yüzünü avuçladığı sularla çarpa çarpa yıkadı.
Harun basamakları çoktan çıkmıştı.
Kendisi biliyordu kardeşinin şerefine içtiğini.
            Konuşmasını yaparken çevresindekileri süzüyordu.
Çocuklarını okutmayı düşünüyorlardı.
Beni candan usandırdı, cefadan yar usanmaz mı?
Köşeyi dönerken kafasını duvara çarptı.
Kitapta, realist şiirin en göze çarpan örneğini buldum.
Hatıralarımı, sırlarımı satıyorum ben sana.
Gençlikteki heyecanımızı kaybettik.
Gezi yazılarından oluşturduğu nesirlerini bu kitapta toplamıştı.
Kimse onun eşsiz güzelliğini ömrü boyunca unutamaz.
İçlerinde cinlerle yattığım mağaralar / Bana her gün yeni bir macerayı aralar.
Rüyalarım çöllerin bütün susuzluğunu içiyor.
Delikanlı yorgun başını annesinin omuzlarına yasladı.
 
            b) BELİRTİSİZ NESNE: Yalın haldeki nesnelerdir. Bu durumdaki nesneler belirsiz,genel bir varlığı ya da kavramı gösterdikleri için bu ismi alırlar.
Cümledeki belirtisiz nesneyi bulmak için yükleme özneyle birlikte “ne?” ya da “neler?”sorularından uygun olan sorulur.
            Bahçede bir öğrenci top oynuyordu.
            Burada bir dost arıyorum.
Dünyayı sarsan bir heybetli ses duydu.
Babam yeni bir araba aldı.
Arabayla bir çuval un getirdiler.
Oğlum bana yeni bir hediye göndermişti.
Dünkü toplantıda gençler ilginç sorular sordular.
Annem bu yıl çok sevdiğimi bildiği için ayva reçeli yaptı.
Rıhtımda bir mavi kuş gördüler.
 
NESNEYLE İLGİLİ ÖZELLİKLER
►Öznede olduğu gibi nesne de açıklamasıyla birlikte verilebilir.
            Genç kız, Hasan Bey’i, rütbesi yüksek olmayan genç yeğenini, seviyordu.
            Yaşar Kemal’in en ünlü kitabını, İnce Memed’i okudun mu?
            İlkokula giden kardeşini, o yaramazı, hiç unutmadım.
            Aradan uzun yıllar geçti, ama köyünü, doğup büyüdüğü o şirin beldeyi, hiç unutmadı.
 ►İsimler, isim tamlamaları, sıfatlar, zamirler, ikilemeler, isim-fiiller, sıfat-fiiller, cümle ya da cümle niteliğinde kelime grubu nesne görevinde bulunabilir.
Bunların hepsini geçen gün ben aldım. (Belgisiz zamir)
İşte her gün bir çocuğun elleri ellerimizde. (İsim tamlaması)
Arabayı çok beğendim. (isim)
Kızına bir yün kazak aldı. (takısız ad taml.)
Yaralıyı hastaneye taşıdılar. (adlaşmış sıfat)
Annem bu yıl çok sevdiğimi bildiği için ayva reçeli yaptı. (belirtisiz nesne)
►Cümle özelliği taşıyan ifadeler, nesne göreviyle kullanılabilir:
Ahmet Haşim, “Şiir nesre dönüştürülmesi mümkün olmayan nazımdır.”der.
Soru cümleleri, nesneyi buldurmaya yönelik olabilir:
Toplantıya kimleri çağırdın?
Neyi yaptırdın?
►UYARI: İsim cümleleri ile yüklemi geçişsiz fiille oluşturulan cümlelerde nesne bulunmaz.
 
►Geçişli ve etken çatılı eylemlerin yüklem olduğu cümlelerde nesne görevindeki öğeler, edilgen çatılı cümlelerde “sözde özne” olur. Öyleyse edilgen çatılı cümlelerde “sözde özne” dışında “nesne” aranmamalıdır.
            Öğretmen problemi çözdü.    (etken geçişli- nesne var)
            Problem çözüldü.                    (edilgen çatı, nesne aranmaz)
            Sınıfta otuz üç öğrenci vardı. (isim cümlesi-nesne yok)
            Havuz iki saat içinde doldu.    (eylem geçişsiz- nesne yok)
 
►NOT: İsim cümlelerinde nesne bulunmaz. Ancak yüklemi ek-fiil almış geçişli fiilimsi olan ya da ek-fiilin geniş zaman kipinin üçüncü şahıs ekini alan fiil kipleri nesne alabilir.
Öğrenciler kitap okumaktadır.
Annem sofrayı hazırlamaktadır.
O, şimdi beni bekliyordur.
Sanıyorum seni tanıyabilecektir.
İnsan ne istediğini bilmelidir.
 
*Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru nesneye yöneliktir?
A) Ahmet dün akşam size saat kaçta uğradı?
B) Odaya girdiğimde ne okuyordunuz?
C) Bugün hava nasıl olacakmış?
D) Bu otobüs Kızılay’dan geçer mi?
E) Bu güzel haberi size kim verdi?
                                                       (1985)
*Aşağıdaki nesnelerin hangisinde birden çok nesne vardır?
A)Sevdamın avucunu bastırıyorum geceye.
B)Ben seni unutmak için sevmedim.
C)Seni ben ellerin olsun diye mi sevdim?
D)Gözlerinden içti gönlüm geceyi.
E)Seni, sesini, gözlerinin rengini unutabilsem.                      (1993)
 
*Aşağıdaki cümlelerin hangisinde nesne ortaklığı söz konusudur?
A)İşi çok çabuk kavramış, zamanı iyi kullanmasını öğrenmişti.
B)Erkenden uyandı, yıkandı, giyindi, dışarı çıktı.
C)Annem, sabahleyin erkenden kalkar kahvaltıyı hazırlardı.
D)Gömleğini yıkadı, kuruttu, yıkadı, astı.
E)Okuldan gelince ödevlerini yapar, akşam da erkenden yatardı.
                                                                   (1993)
 
04    DOLAYLI TÜMLEÇ
Yüklemin anlamını yönelme, bulunma, çıkma, ayrılma, bakımından tamamlayan ve mutlaka adın “-e, -de, -den” hal eklerinden birini alan öğelerdir. Dolaylı tümleci bulduran sorular da aynı ekleri alan sorulardır.
Dolaylı tümleçleri bulmak için yükleme: “neye, nereye, kime, kaça, nede, nerede, kimde, neden, nereden, kimden, kaçtan” soruları sorulur. 
            Dolaylı tümleçler, anlam özelliklerine göre üç gruba ayrılır:
a)Yönelmeli Dolaylı Tümleçler:
Eylemin yöneldiği yeri gösteren ve adın “-e, -a” hal eklerini alan tümleçlerdir. Yükleme; “kime, neye, nereye, ne yana, hangi tarafa” soruları yöneltilerek bulunur.
Mal varlığını torununa bıraktı.
Mektubundaki derinlik bizi birbirimize bağladı.
Bahçıvan, yetiştirdiği çiçeklere çocuğu gibi bakardı.
Bu çiçeği büyük bir saksıya taşıyalım.
Masallar, çocukların hayal gücüne seslenir.
O günden sonra kendime güvenim arttı.
Tümü birden oldukları yere oturmuşlar, başlarını da önlerine eğmişlerdi.
            b)Bulunmalı Dolaylı Tümleç:
Adın “-de, -da” bulunma eklerini alan, eylemin yapıldığı veya bulunduğu yeri gösteren tümleçlerdir. Yükleme; “kimde, nerede, nede, ne yanda, hangi tarafta” soruları sorularak bulunur.
Onunla okulun kapısında karşılaştık.
O büyük evde yeni yaşamıma başlamıştım.
Aradığım, bu kitapların hiçbirinde yok.
Gazetelerin manşetlerinde hep bu haber vardı.
Akşama doğru bir ceylan sürüsünü dere kenarında gördüm.
Bütün bir öğleden sonra kentin sokaklarında dolaştık.
 
            c)Ayrılmalı –Çıkmalı Dolaylı Tümleçler:
Eylemin çıktığı, ayrıldığı yeri bildiren, adın “-den, -dan” ayrılma eklerini alan tümleçlerdir.
Yükleme “kimden, neden, nereden, ne yandan, hangi taraftan” soruları sorularak bulunur.
Hiç bu kamyondan söz etmemişti.
Peşin para isteyen mi vardı kendisinden?
Her gün baklava börek yemekten bıkmadın mı?
Çocuk odanın penceresinden kendini bahçeye atmış.
Kaz gelecek yerden, tavuk esirgenmez.
Yaşlı adam beyaz kuşağından kırmızı bir mendil çıkardı.
Biraz sonra babasından ayrıldı.
Dolaylı tümleçler de açıklamasıyla birlikte verilir.
Marmaris’te, özlemini çektiğim o yerde, yangın çıkmasına üzüldüm.
 
Uyarı: Dolaylı tümleci bulmak için sorulan soruların kendisi de dolaylı tümleç olur.
Nereye gidiyorsun?
Bunu kimden almışlar?
Bizi nerede bekleyecekler?
 
UYARI: Dolaylı tümleç ekleri (-e,-de,-den) almış sözcükler, her zaman cümlede dolaylı tümleç görevinde bulunmayabilir. Bu öğeler, “zaman”, “durum”, ya da “sebep” bildirdiklerinde zarf tümleci olurlar.
Sonbaharda kuşlar sıcak ülkelerin yolunu tutar.
 Korktuğundan doğruları söyleyemiyor 
Evvelden böyle şeyler konuşulmazdı.               
 Akşama buluşalım.  
Gergin yüzlerin anlamı bir anda değişiverdi.    
Seni candan seviyoruz.
Bu memleket hep yolsuzluktan battı.              
Sanatçı ayakta alkışlandı.
Bizim kiracılar ilkbaharda çıkacak                   
Hepimizi yürekten severdi.
Hastalıktan yüzü iyice sarardı.                        
Beklemekten bayıldı.
Erkenden gitti.                                                
Bu konuyu oraya geldiğimde çözeriz.
 
 
05. ZARF TÜMLECİ
Cümlede; yüklemi zaman, yer yön, nicelik, nitelik ve durum bakımından tamamlayan öğeler zarf tümlecidir.
Zarf tümlecini bulmak için yükleme “nasıl”, “neden”, “ne zaman”, “ne kadar”, “niçin”, “ne ile”, “nereye doğru”, “ne şekilde” sorularını yöneltiriz.
Sinirinden ağlayacaktı.
Geç geldiği için derse alınmadı.
Çok yürümekten ayakları şişti.
Yanımızdan hızla uzaklaştı.
Düşüncelerini korkusuzca söyledi.
Bugün yeterince çalışamadım.
Babam daha güzel konuşur.
Beni akşama kadar oyaladınız.
Biraz ileri gider misin?
Eşyaları aşağı indirdiler.
Uyuyabildiğin kadar uyu.
Başından geçenleri gülerek anlattı.
Güneşli bir günde piknik yaptık.
İşini bitirince dükkânı kapattı.
O, çocuk doğdu, çocuk öldü.
Hastalıktan yüzü iyice sararmıştı.
İşte hancı ben her zaman böyleyim.
Bütün sırlarını bana açıkça anlatırdı.
Yağmur kapı çalar çalmaz dışarı çıktı
Çavuldur’u o akşam uyku tutmadı.
Bu konuyu oraya geldiğimde çözeriz.
Ona baktıkça çocukluğumu hatırlıyorum.
Onu, son olarak, beş yıl önce görmüştüm.
Öğretmen, zil çalar çalmaz dışarı çıktı.
Sert bir tokat gibi inerdi yüzüme gerçekler.
Bir masal meyvesi gibi paylaştık, sevinçleri.
Hiç kimse kendisine hakim olamadığı sürece özgür olamaz.
Okula geç kalınca çayını yarım bırakıp durağa koştu.
Kanımca sen bu işi ondan daha iyi yapabilirsin.
Çocukluk anılarını arkadaşlarına uzun uzun anlattı.
Tarlada çalışan işçiler yağmur başlayınca işe ara verdiler.
Başkası sevemez bu ulusu ölürcesine, yürekten.
Sabah olunca güneşin ilk ışıkları dağların doruklarını aydınlattı.
Yeni harfler, yalnız Türkçe sözcükler düşünülerek seçilmiştir.
Mansur ağabeyinin bakışlarını tası siniye bırakacağı sırada gördü.
İçeriye ellerinde kameralarıyla genç, orta yaşlı, kadınlı erkekli bir grup gazeteci girdi.
Akça Kız Yağmur’un sözlerinden pay çıkarmak için boşuna yordu kendini.
 
Uyarı:“-a, -e, -da, -de, -dan,-den” ekleri almış sözcükler yer yön dışında zaman ve durum bildiriyorsa zarf tümleci olur.
Uykusuzluktan gözleri şişti.
Kömürümüzü yazdan aldık.
Sizinle birazdan görüşelim.
Akşama orada oluruz.
Seni ilk gördüğümde beğenmiştim.
Sonbahardakuşlar sıcak ülkelerin yolunu tutar.
 
Uyarı: Zaman anlamlı belirteçlerin bazen ne zaman sorusunun yanıtı olmadıkları görülür. Bu durumda cümlenin başka bir öğesi olurlar.
Yarın, hepimize güzellikler getirecektir.(Ad/ özne)
Bugün gelmedi ama yarın gelir.(zarf/ zt)
Akşam, erken iner mahpushaneye.
 
Uyarı: Zarf tümlecini bulmak için sorulan soruların kendisi de zarf tümleci olur.
Uçak ne zaman kalkıyor?
Niçin dinlemiyorsun beni?
Orada ne kadar kalacakmış?
Sınavı nasıl kazandın?
Ona neden yardım etmiyorsun?
Uyarı: Yer yön bildiren sözcükler, adın yönelme (-e, -a) durum ekini aldıklarında dolaylı tümleç olurlar.
Aşağı indi. (Zarf tümleci)
Aşağıya indi. (Dolaylı tümleç)
Yukarı baktı. (Zarf tümleci)
Yukarıya baktı. (Dolaylı tümleç)
Elindeki çantayı içeriye bıraktı.
  
06. EDAT TÜMLECİ
Yüklemin anlamını birliktelik, araç, amaç, benzetme, karşılaştırma gibi yönlerden tamamlayan edatlarla kurulu öğelerdir. Yükleme “ne için, kime göre, ne ile, kimin ile, ne gibi...” soruları yöneltilerek bulunur.
Cümlede edat grubu olan sözcükler “nasıl?” ve “ne zaman?” sorusuna cevap veriyorsa zarf tümlecidir.
Başarmak için çok çalışmalısın.
İzmir’e uçakla gittiler.
Ekmek nar gibi kızarmıştı.
Paraları gümrükten mal kaçırır gibi kapıyordu.
Saliha Hanım gümüş yüzüklü parmağıyla kapıyı iki kez tıklattı.
Annesine hasretle sarıldı.
Anahtarı dalgınlıkla evde unutmuşum.
Akşama kadar seni bekledim.
Bu kadar hazırlığı sizin için yaptım.
Soğuk su içtiğim için hasta oldum.
NOT: Edatlarla kurulan, birliktelik ve araç anlamı taşıyan sözcük öbekleri dışındaki söz grupları cümlede “zarf tümleci” görevindedir. (Açı Yayınları)
 
UYARI: Edat tümleçleri; cümle öğelerine ayrılırken ayrı bir öğe olarak gösterilmeyip ZARF TÜMLECİ içersinde değerlendirilir.
 
 
   
Reklam  
   
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=