TÜRKÇE KAYNAK SİTESİ - SÜLEYMAN GÜRSOY
 
  ANA SAYFA
  VİDEOLAR
  Yazı-Şiir
  Okulumuzdan Görüntüler
  Sözcükte Anlam
  Cümlede Anlam-1
  Cümlede Anlam-2
  Paragrafta Anlam
  Ses Bilgisi
  BÜyük Harflerin Kullanımı
  Bileşik Sözcüklerin Yazımı
  İkilemeler
  Sözcükte Yapı
  Yazım Kuralları
  Noktalama İşaretleri
  ADLAR
  İsim Tamlamaları
  SIFAT
  ZAMİR
  BELİRTEÇ
  EDAT(İLGEÇ)
  BAĞLAÇ
  Eylemler
  Eylemde Yapı
  Ek eylem
  Eylemsiler
  Eylemde Çatı
  Cümlenin Ögeleri
  Cümle Çeşitleri
  Anlamlarına Göre Cümleler
  Cümlede Yapı
  Anlatım Bozukl.1
  Anlatım Bozukl.2
  Anlatım Biçimleri
  Söz Sanatları
  100 Temel Eser (İlköğr.)
  Atatürk Köşesi
  8A
  8B
  8C
  7A
  7C
EDAT(İLGEÇ)
EDATLAR (İLGEÇLER)
İlgeçler, genellikle tek başlarına anlam bildirmeyen, birlikte kullanıldığı sözlerle anlam kazanan, kavramlar arasında anlam ilgisi kuran sözcüklerdir.
Başlıca edatlar şunlardır: a, gibi, kadar, üzere, için, ile, göre, bile, karşı, sonra, önce, ötürü, başka, doğru, dek, değin, dolayı, sanki, yalnız, ancak, diye, mi, halde...
Özellikleri:
Edatlar bir ad veya bir zamirle birlikte sözcük grubu oluşturur. Bu sözcük grubu cümlede adı veya eylemi etkileyerek sıfat ya da zarf görevini üstlenir.
Dünya kadar işim var.
Onun gibi adam görmedim.
Sabaha doğru eve döndüm.
Adam çocuk gibi ağlıyordu.
 
Türkçede kullanılan başlıca edatlar ve cümleye kazandırdıkları anlamlar şunlardır:
GİBİ:
Benzerlik edatıdır. Karşılaştırma ilgisi kurar; ayrıca tahmin... bildirmek amacıyla da kullanılır.
Bizim gibi çalışkandı o çocuk da. (benzetme)
Balkonda oturuyor bizi izliyor gibiydi. (tahmin)
Gül gibi çocuktan ne istiyorlar? (sıfat öbeği-benzerlik)
Leyla, Melek gibi güzel bir kızdı.
Yaşar Doğu aslan gibi kuvvetli bir adamdı.
Haberi aldığı gibi yola çıktı. (o anda, tam o sırada, hemen arkasından)
Ceketini kaptığı gibi fırladı gitti..(hemen arkasından)
 
●Gibi ilgecinin yerine bazen –si, -ca (-ce), -casına gibi sıfat türeten ekler kullanılır:
Bence yemek biraz acımsı. ----- Bence yemek acı gibi.
Sana kardeşçe davrandım.    ------ Sana kardeş gibi davrandım.
Çok bilirmişçesine konuştu. -----Çok bilirmiş gibi konuştu.
 
KADAR:
Bu ilgeç genellikle benzetme, karşılaştırma ve ölçü anlamları bildirir:
Cennet kadar güzel bir vatanımız var. (eşitlik)
Dünya kadar işim var. (abartma)
Elimden geldiği kadar çalışacağım. (sınırlama)
Köyde yüz kadar ev onarıldı. (yaklaşıklık anlamı)
Bodrum’dan Antalya’ya kadar her yeri gezdim. (sınırlama)
Buradan şu köşeye kadar yürüdü. (sınırlama)
Senin kadar becerikli bir kadın görmedim.
Sanki benim mor sümbüllü bağım var. (sitem)
Kadar ilgeci bazen gibi ilgeciyle aynı anlamda kullanılır:
Melek gibi güzel bir kız--- melek kadar güzel kız
Kar gibi beyaz dişler--- kar kadar beyaz dişler
 
İÇİN:
Amaç edatıdır. Sebep-sonuç, özgüleme... ilişkileri de kurar:
Bir an önce yetişmek için koşuyoruz. (amaç)
Sivrisinekleri yok etmek için ilaçlıyoruz. (amaç)
Neler yapmadık ki şu vatan için. (uğruna, yoluna)
Senin için her şeyi yaparım.
Sizin için saçımı süpürge ettim. (uğruna)
Ahmet için çok çalışkan diyorlar. (hakkında)
Rüzgâr çıktığı için işi bıraktık. (sebep-sonuç)
Beni anladığı için ona teşekkür ettim.
Bu kitabı sizin için aldım. (özgüleme)
Kış için hazırlık yaptınız mı?
Bazı insanlar sadece para için çalışır.
Bu iş için bu para azdır. (-e göre)
Bu eşyalar için kaç lira ödediniz. (karşılığında, karşılık olarak)
İLE:
 Vasıta (araç) edatıdır. Birliktelik bildirmek amacıyla da kullanılır:
Dayısı ile yola çıktı. (birliktelik)
Ağabeyimle ders çalıştık. (birliktelik)
Ekmeği bıçak ile (bıçakla) kesiniz. (araç)
Çayırdaki otları tırpanla biçtiler. (araç)
Yanımızdan hızla bir araba geçti. (durum anlamı)
-lı eki çoğu zaman ile ilgeciyle aynı anlamı taşır. Bu nedenle –lı eki bazen ile ilgecinin yerine kullanılır:
Köye at ile gittik.            →Köye atlı gittik.
Evden şemsiyeli çıktım.→Evden şemsiye ile çıktım.
Kışın paltolu gezeriz.    →Kışın palto ile gezeriz.
-lı ekinin zıt anlamlısı –sız ekiyle kurulur:
Köye atlı gittik.             →Köye atsız gittik.
 
UYARI: “İle” sözcüğü bağlaç olarak da kullanılır; eş görevli sözleri bağlar. Bu durumda “ve” bağlacıyla görevdeş olduğundan yerine “ve” bağlacı getirilebilir.
Yapıtı ile zirveye çıktı. (edat)
Sinema ile tiyatronun işlevi bir bakıma aynı. (bağlaç)
Kalem ile silgi aldım
Çanta ile bavulu bana ver.
           
GÖRE:
“-e” durum eki almış sözcüklerden sonra kullanılır; görelik, karşılaştırma, görecelik ilgileri kurar: bana göre, boyuma göre, duyduğuma göre, neye göre, kime göre...
Tam bana göre bir iş. (görelik)
Sana göre hangisi daha iyi oldu? (sence)
Kimilerine göre erkeklerin küpe takması yanlış.
Önceki soruya göre bu kolaydı. (karşılaştırma)
Sonradan öğrendiğime göre annem, idareli bir kadınmış.
●Eşitlik durumu eki –ce, kimi zaman “göre” anlamı verir: bana göre yerine bence; kendime göre yerine kendimce; aklınca, kanımca, fikrimce, gönlümce gibi kullanışlarda yine, göre anlamı verir.
Bence bu elbise çok güzel.
Bu yıl gönlümce bir tatil yaptım.
Benim fikrimce bu işi yapabiliriz.
ÜZERE:
Sonuç edatıdır. Amaç, koşul, zaman ... anlamları katar.
Tatile çıkmak üzere hazırlıklarımı tamamladım.
Sana vermek üzere yüz milyon lira biriktirdim.
Evden çıkmak üzereyim. (sonuç)
Geri getirmek üzere bu kitabı alabilirsin. (koşul)
Tren gelmek üzere; haydi kalkalım. (zaman)
Karşı:
Yönelme edatıdır. “-e” durum eki almış adlarla anlam ilişkisi oluşturur:
Sabaha karşı yağmur başladı.
Bana karşı daha dürüst olmalıydın.
Denize karşı oturmuştuk.
 
Uyarı:”Karşı” sözcüğü sıfat veya ad olarak da kullanılır:
Karşı köyden gelin aldık. (sıfat)
Karşı evde oturanlar taşındı.
Bu sesler karşıdan geliyor.
Karşıya Keban derler. (adlaşmış sıfat)
 
-DEK, DEĞİN:
Sürerlik edatlarıdır. Eylemin bitiş zamanını bildirirler: -e durum eki almış sözcüklerle kullanılırlar:
Öğlene dek uyudu.
Gelinceye değin kuşkuluydum.
BERİ:
Sürerlik edatıdır. Eylemin başlangıç zamanını ya da yerini bildirir. “-den” durum eki almış sözcüklerle kullanılır:
İki yıldan beri buradayım.
Akşamdan beri yağmur yağıyor.
Ankara’dan beri konuşmuyor.
YALNIZ:
Kullanılışına göre farklılıklar gösterir: “Edat”, “bağlaç”, “zarf”, “sıfat” ve “ad” olur.
Edat olur, “sadece, bir tek, sırf, ancak “ sözleriyle anlamdaştır:
Beni yalnız sen anlarsın.
Bu kitabı yalnız orada bulabilirsin.
Bu konuda yalnız sana güveniyorum.  
Bu soruyu yalnız sen çözersin.
Böyle bir tavır da yalnız senden beklenir.
 
Bağlaç olur, “ama, fakat, lakin, ancak” bağlaçlarıyla görevdeş olur:     
İki saat sonra git; yalnız gecikme.
Onu görmüş ;yalnız konuyu açmamış.
Bu işi yaparım; yalnız hemen değil.
Sinemaya git; yalnız erken gel.
Evi satarım; yalnız iki günde boşaltamam.
Buralarda yalnız yaşayan birini arıyorum. (zarf)
Sokağa yalnız çıkamam.                            (zarf)
Hep yalnız dolaşırdı.                                  (zarf)
Bu kentte bir yığın yalnız insan var.          (sıfat)
Bu akşam evde yalnızım.                          (ad)
ANCAK:
Bu edat da “yalnız edatı gibi farklı tür özelliği gösterir:
Kapıyı ancak bu anahtar açar. (Sadece, bir tek anlamlarıyla edat olur.)
Sinemaya git; ancak erken gel. (bağlaç)
Sizinle çalışırım; ancak zaman konusunda sıkıntım var.
Uçak ancak yarın sabah gelir. (zarf)
Otobüse ancak yetiştik. (zarf)
Sadece, yalnız, tek, ancak, bir:
Özgüleme edatlarıdır; anlatıma sınırlama getirirler, başka değil anlamı kazandırırlar:
Sizinle sadece bir saat görüşürüm.
Bu işi ancak sen çözersin.
Salonda tek ben kalmıştım.
Konya’da tarihi yapılardan bir bu yapı kalmıştı.
Tek kuruş harcamadım. (sıfat)
SANKİ:
Sanki biz onları görmedik.
Sanki şehir bir tüle sarmalanmıştı.
Bir anda sanki güneş doğdu.
Sanki kendisi onu tanıyor da bizi tanıştıracak
Sanki ben sana bunları kimseye anlatma, demedim.
Mi :
Annem bağırdı hepimiz korkardık. (zaman)
Zengin mi zengin bir adammış.            (pekiştirme)
Bu çirkin kazağı sen mi aldın?             (şaşma)
Bana bir bardak su verir misin?
 
 
*Yukarıda anlatılan ilgeçlerden başka, dilimizde doğru, dek, değin, yana, beri gibi sözcükler, ad durum eki almış sözcüklerle, kimi zaman ilgeç gibi kullanılır.
 
Ad soylu sözcükle, bir ilgecin oluşturduğu tamlamalar ve bu tamlamalardan kurulan tümleçler, kimi zaman cümlede belirteç görevinde kullanılır: eve doğru, sabaha dek, akşama değin, güneşe karşı, işinden dolayı, bundan ötürü, benden yana, benden bile, dünden beri... gibi, ilgeçli tamlamalar cümlede belirteç görevindedirler.
 
UYARI:         
 ►Edatlar, cümlede tek başlarına kullanılamazlar; kendilerinden önce gelen sözcüklerle öbekleşirler, edat öbeğini oluştururlar.
Bu öbekler ekeylem alarak ad cümleleri kurarlar.
Şimdi o da size gelmek üzeredir.
Sizinle birlikteliğimiz demek buraya kadarmış.
Yaşam, bize göre sürprizler hazırlıyor gibiydi.
Bunca sıkıntıya düşmesi çocukları içinmiş.
Geçtiğim yollar sensiz zindan gibiydi.
Şehre girdiğim zaman güneş doğmak üzereydi.
 
Edatlar kendilerinden önceki sözcüklerle söz öbeği oluşturur. Cümle çözümlemelerinde (öğelere ayırmada) ve yorumlamalarda bu duruma dikkat etmeliyiz.
Parka doğru gidiyordu.
Edat öbeği
 
   
Reklam  
   
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=